Bebek sahibi olmak birçok kişi için hayatın en özel dönemlerinden biri olsa da aynı zamanda önemli bir değişim sürecidir. Uyku düzeninin değişmesi, artan sorumluluklar, bebeğin ihtiyaçlarını doğru anlayabilme kaygısı ve günlük yaşamın yeniden şekillenmesi anne ve babalar üzerinde psikolojik bir yük oluşturabilir.
Özellikle ilk kez ebeveyn olan kişilerde “Bebeğime yeterince iyi bakabiliyor muyum?”, “Bir şeyi yanlış yaparsam ne olur?” veya “Neden sürekli endişeliyim?” gibi düşünceler oldukça sık görülebilir. Bu düşünceler belirli bir düzeyde doğal kabul edilse de kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini veya ruh halini belirgin biçimde etkilemeye başladığında üzerinde durulması önemlidir.
Yeni Ebeveynlerde Kaygı Neden Artabilir?
Bebek dünyaya geldikten sonra anne ve babanın günlük yaşamında kısa süre içerisinde çok sayıda değişiklik meydana gelir. Uyku saatlerinden sosyal yaşama, ev içindeki sorumluluklardan çift ilişkisine kadar birçok alan yeniden düzenlenir.
Bu dönemde kaygının artmasına katkıda bulunabilecek bazı durumlar şunlardır:
- Uyku düzeninin bozulması ve uzun süreli yorgunluk
- Bebeğin sağlık ve gelişimi konusunda yoğun endişe yaşamak
- Kendine yeterince zaman ayıramamak
- Aile ve çevreden gelen farklı öneriler arasında kalmak
- Ebeveynlik konusunda kusursuz olmaya çalışma düşüncesi
- Çiftler arasındaki görev paylaşımının değişmesi
- Günlük rutinin öngörülemez hale gelmesi
Burada önemli olan kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, kişinin kontrol edebildiği alanlara odaklanabilmesidir.
Günlük Bakım Rutinleri Neden Rahatlatıcı Olabilir?
Belirsizlik, insan zihninde kaygıyı artırabilen önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle gün içerisinde tekrar eden küçük rutinler hem bebeğin hem de ebeveynlerin günlük yaşamını daha öngörülebilir hale getirebilir.
Bebeğin banyo zamanı, uyku hazırlığı, beslenme düzeni veya bakım saatleri gibi belirli alışkanlıkların oluşturulması anne ve babanın da gününü daha kolay planlamasına yardımcı olabilir.
Örneğin akşam saatlerinde bebeğin banyosunun yapılması, bakımının tamamlanması ve ardından uykuya hazırlık sürecine geçilmesi zaman içerisinde bir akşam rutini oluşturabilir. Bu süreçte ebeveynler bebeğinin cilt yapısına uygun bakım ürünlerini tercih etmeye de özen gösterebilir. Bebek bakımında kullanılan Mustela ürünleri gibi seçenekler de ailelerin günlük bakım rutinlerinde değerlendirebileceği ürün grupları arasında yer alabilir.
Mükemmel Ebeveyn Olmaya Çalışmak Kaygıyı Artırabilir
Sosyal medya, çevredeki diğer ebeveynler ve internette karşılaşılan çok sayıdaki öneri zaman zaman anne ve babalarda kendilerini başkalarıyla karşılaştırma eğilimi oluşturabilir.
Başka bir bebeğin daha uzun uyuması, farklı beslenmesi veya başka bir ailenin günlük yaşamını daha düzenli sürdürüyor görünmesi kişinin kendi ebeveynliğini sorgulamasına neden olabilir.
Ancak her bebeğin mizacı, ihtiyaçları ve gelişim süreci birbirinden farklıdır. Aynı şekilde her ailenin yaşam koşulları ve destek kaynakları da aynı değildir. Bu nedenle ebeveynliği sürekli olarak başkalarının deneyimleri üzerinden değerlendirmek yerine ailenin kendi ihtiyaçlarına uygun bir düzen oluşturması daha sağlıklı olabilir.
Küçük ve Kontrol Edilebilir Alanlara Odaklanın
Yeni ebeveynlik döneminde bütün hayatı aynı anda düzene sokmaya çalışmak kişinin üzerindeki baskıyı artırabilir. Bunun yerine küçük ve yönetilebilir alanlardan başlanabilir.
Örneğin bebeğin günlük bakımında kullanılacak ürünlerin önceden hazırlanması, banyo saatinin belirlenmesi veya gece ihtiyaç duyulacak malzemelerin kolay ulaşılabilir bir noktada tutulması günlük yaşamı kolaylaştırabilir.
Bebeğin hijyen ve cilt bakımına ilişkin ürünleri tek tek araştırmak yerine belirli ürün gruplarını incelemek de ebeveynlerin karar verme sürecini kolaylaştırabilir. Bu kapsamda bebek bakım ürünleri arasından bebeğin ihtiyaçlarına uygun seçenekler değerlendirilebilir.
Ebeveynlerin Kendilerine Zaman Ayırması da Önemlidir
Bebek sahibi olduktan sonra bazı anne ve babalar bütün zamanlarını bebeğin ihtiyaçlarına ayırmaları gerektiğini düşünebilir. Ancak ebeveynlerin fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını tamamen geri plana atması uzun vadede yorgunluğun ve stresin artmasına yol açabilir.
Kısa süreli dinlenme molaları, düzenli beslenmeye dikkat etmek, mümkün olduğunda uyku fırsatlarını değerlendirmek ve yakın çevreden destek istemek oldukça değerlidir.
Gün içerisinde yalnızca 15-20 dakikalık kişisel zaman oluşturmak bile kişinin zihinsel olarak rahatlamasına yardımcı olabilir. Buradaki amaç uzun süreli boş zamanlar oluşturmak değil, ebeveynin kendi ihtiyaçlarının da önemli olduğunu hatırlamasıdır.
Anne ve Baba Arasında Görev Paylaşımı
Yeni doğan döneminde sorumlulukların tek bir kişinin üzerinde yoğunlaşması fiziksel yorgunluğun yanı sıra ilişkisel problemlere de zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle çiftlerin günlük sorumlulukları mümkün olduğunca açık biçimde konuşması önemlidir. Bebeğin banyosu, uyku hazırlığı, alışveriş, ev işleri veya bakım ürünlerinin hazırlanması gibi küçük görünen görevler bile paylaşıldığında önemli ölçüde rahatlama sağlayabilir.
Örneğin ebeveynlerden biri bebeğin banyosunu hazırlarken diğeri havlu, kıyafet ve Mustela bebek bakım ürünleri gibi günlük bakım için gerekli malzemeleri hazırlayabilir. Bu tür küçük görev paylaşımları çiftlerin birbirlerini desteklediklerini hissetmelerine de katkı sağlayabilir.
Ne Zaman Psikolojik Destek Düşünülebilir?
Ebeveynlik döneminde dönemsel stres ve kaygı yaşanması olağan olabilir. Ancak bazı durumlarda kişinin yaşadığı psikolojik zorlanma günlük yaşamını belirgin biçimde etkileyebilir.
Aşağıdaki durumların uzun süre devam etmesi halinde profesyonel destek değerlendirmek yararlı olabilir:
- Sürekli ve kontrol edilmesi güç bir endişe hali
- Yoğun suçluluk veya yetersizlik düşünceleri
- Bebek uyurken bile kaygı nedeniyle uyuyamamak
- Sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek
- Eskiden keyif alınan aktivitelerden uzaklaşmak
- Çift ilişkisinde yoğun çatışmalar yaşamak
- Günlük sorumlulukları yerine getirmekte belirgin biçimde zorlanmak
Psikolojik destek sürecinde kişinin yaşadığı kaygının kaynakları, düşünce biçimleri, ebeveynlik konusunda kendisinden beklentileri ve günlük yaşamındaki stres faktörleri birlikte değerlendirilebilir.
